|
Tüm eylemlerimizde dengeyi esas almak kaydıyla işe başlamalıyız. Azgınlaşmış bir arzular dünyasında yaşayan insanoğluna “azla yetinmek” ve “nefsini terbiye etmek” gibi değerleri hatırlatmak tebliğ sorumluluğumuzun öncelikli bir parçasıdır. Çağımızda yaşanan sorunlar dur durak bilmeyen istek/heves/arzulardan kaynaklanmakta. Bülent Şahin Erdeğer, yazısında şöyle diyor; “fiziksel ve toplumsal boyutları ile bir bütün olan çevrenin ve sorunlarının anlaşılabilmesi bu bütüncül bakış açısıyla mümkün olabilecektir. Çünkü çevre sorununa duyarlı olmak birkaç ağacın kesilmemesi için çevrecilik yapmak demek değildir. Bir hobi'den ziyade bir yaşam tarzını şekillendiren topyekûn bir değişimi öngören bir bakıştır.” Böyle düşünüldüğünde bilinçli çevreciliğin islami yaşam tarzı içinde bir yere oturduğunu görebiliriz. “Aklın ve vahyin eşliğinde küresel tehdite karşı ne yapmalıyız?” başlıklı makalede teoride ve pratikte modernitenin hayat tarzının zehirleyen yönlerine karşı alternatif bir örneklik oluşturabilmenin önemine dikkat çekilirken “İfsada karşı çevreyle uyum” başlıklı makalede de sade ve çevreci bir yaşamın nasıl oluşturulacağı inceleniyor, çözüm önerilerinde bulunuluyor. Buna göre “Afrika’daki kuraklığa üzülmek ya da orada su kuyusu açılması için para göndermek, kermes düzenlemek elbette gereklidir ama tek başına pek de yarar sağlamayacağı ortadadır. Bu, pis bir sokağı bir yandan kirletip bir yandan da süpürmeye benzer; önemli ve öncelikli olan kirletmemektir.” Bireysel önlemlerin önemine dikkat çekilirken esas müfsidlerin kimler olduğunu unutmamak gerekli. Bu bilinçle siyasi güçler üzerinde bir etki uyandırmak islami bir tavır olacağı gibi, insanlık için de elzemdir. |
|